21. yüzyılda düzen üç temel unsur ile kurulmaktadır. Bunlar; bilgi, strateji ve değişim olarak sıralanabilir. Günlük hayatta sosyal değişim, örgütsel değişim, ideolojik değişim,
Fiziksel değişim, kimyasal değişim, ruhsal değişim, değişmeyen tek şey değişim gibi birçok bahis içinde değişim kelimesi çalınır kulaklarımıza. Bir zaman dilimi içerisindeki değişikliklerin tümünü, aynı halde olmama, başka durumlara geçme halini ifade eder bu kelime.
Değişim hali hayatımızın bütününde etkili. Evler, arabalar, iklimler, giyim-kuşam, ülkeler, idareciler, söylemler hızla değişiyor. Sabah işe gittiğimiz yol bile akşam geri dönerken değişmiş olabiliyor. Biz istesek de istemesek de değişim bizimle beraber veya bize rağmen oluşmaya devam ediyor.
Değişimi oluşturan iç ve dış faktörler vardır. Stratejiler, iş gücü, sistem, süreç, kültür ve beceri gibi unsurlar iç faktörler olarak sıralanırken küreselleşme, bilginin hız kazanması, teknolojik gelişim, çevre bilincinin artması vs. dış faktörler olarak akla gelen başlıklardır.
Kurumları idare edenler dış değişimlere ayak uyduramıyor veya yavaş kalıyorlarsa o kurumların sonunun çabuk gelmesi kaçınılmazdır. Kurumlar ancak değişim sürecinin önünde giden vizyon sahibi idarecileri olduğu sürece ayakta kalmayı ve bir adım öne çıkmayı başarabilirler.
Değişimin başarılı olması için; gerekçesi ve şekli bilinmeli, vizyonu yeniden tanımlanmalı, değişime ivme kazandıracak dinamikler oluşturulmalı, iletişim ağı sonuna kadar açık tutulmalı ve değişime direnç göstereceklere karşı tedbirler alınmalıdır.
Emre Kongar “Tarihle yüzleşmek” adlı kitabında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne neden olan iç faktörler için ‘Osmanlı’nın değişmezliğe dönük yapısı, onun yeniliklere uyum sağlamak yerine yozlaşmasına ve sistemin çökmesine neden oldu’ ifadesini kullanır. Dış faktörleri de ‘İstanbul’un fethi Amerika’nın keşfine, Amerika’nın keşfi ise dünyanın değişimi ve bu değişime ayak uyduramayan Osmanlı’nın yıkılışına neden oldu’ şeklinde ifade eder.
Yani koskoca imparatorluğun çöküş nedeni değişim yabancı olmasıdır.
Günümüz dünyasında şirketler, kurumlar, ülkeler aynılıklarıyla değil farklılıklarıyla değerlenip diğerlerine fark atıyorlar. Farklı olmanın en önemli aktörü ise insandır.
Körfez Savaşı'ndan önceki yıllarda Amerikalı bir bayan gazeteci kadınlarla erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak üzere Kuveyt'e gitmiş. Gözlemleri sırasında dikkatini ilk çeken kadınların kocalarının 5 adım gerisinden yürümeleri olmuş.
Yıllar sonra aynı gazeteci başka bir yazı dizisi için tekrar Kuveyt'e gittiğinde bu sefer kocaların önden giden kadınların 5 adım arkasında yürüyor olduklarını görmüş. Bu işe çok şaşırarak hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:
- Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme! Peki, ama bu değişikliğin sebebi nedir?
Kuveytli kadın cevap vermiş:
- Mayınlar…
Eğer değişime ayak uydurmazsak birileri gelir yolumuza mayınları koyar ve zoraki de olsa değişime uymak durumunda kalırız.
Değişime açık insan etrafındakileri dinleyen, merak eden, özgüvenli, sorular ve sorunlar karşısında pes etmeyen, hayal gücü geniş, başarı odaklı insandır.
Sevgiyle kalın...