CUMARTESİ günü gelen şehit haberleri ile yine yıkıldık.
Vali Aksoy'un kahvaltısındaydık.
Baktım tüm arkadaşlar aynı şeyi söylüyor.
"Yeter artık, yeter!."
Hergün toprağa verdiğimiz şehitlerin ardından ;"Kanları yerde kalmayacak" demek, yetmiyor artık.
Bu işi durdurmanın zamanı geldi..
Cumartesi günü Birleşik Medya, AKS TV ve kanal-S canlı yayındaydı bu konuda.
Ben de, katıldım..
Bu konularda dizginleyemiyorum artık kendimi..
Ağzıma geleni söyledim, deyim yerindeyse..
80 milyon insanın yüreğindeki yangının sesi duyulmalıydı.
"İleri gidiyorsunuz" demek, bu konuda şehitlerin kemiklerini sızlatır..
Ben buna inanırım.
Siz konuşmayacaksınız, ben konuşmayacağım..
İyi de, "Bu yangını kim, nasıl ifade edecek??"
Yürekleri alev alev yanan insanların isyanını kim dile getirecek?.
Onun için, ben konuşurum..
Konuşurum arkadaş..
Konuştuğum için suçlanacaksam, önemsemem..
Yine konuşurum..
Ben bu vatan sınırları içerisinde hainlerle, kalleşlerle, teröristlerle beraber yaşamak istemiyorum.
Onların şerefsizce saldırılarına teslim olmak istemiyorum..
Birileri iktidarda kalacak diye.
Birilerinin bu coğrafyada emelleri gerçek olacak diye, yeni şehit haberleri ile uyanmak istemiyorum.
Türkiye, Türklerden sorulur..
Bu sınırlar içerisinde biz ne dersek, o olur..
Kimse suçu bir başkasına yüklemeye çalışmasın.
Kimse, askeri sivilleştirmeye, etkisizleştirmeye çalışıp da sonra "askerden cevap beklemesin."
Türk askeri 3 bin, 5 bin çapulcuya teslim olmaz.
Onun elini, kolunu bağlamaya çalışanlar.
Hareket alanını daraltmaya çalışanlar, düşsünler yakasından.
Bakın o zaman, neler oluyor!..
Bu ülkede "Kürt Sorunu" diye ortaya çıkanların, kendilerine bir yurt, bir hegomonya yaratma çabalarında olduğunu artık herkes biliyor.
Bu ağzı sulanmışların önüne geçebilecek kudret, bu devlette var.
Bu kudretin farkında olamayanlar, yapılması gerekenleri yapamayanlar.
İşte onlar, gidecekler.
Yüreği olanlar, yapabilenler gelecek.
Ve dertler bitecek..
Başka türlüsü yok!...
Başka, TÜRKİYE'de..